Babalar Günü Ve Hazreti ADEM (a.s)
Babalar Günü
Ve Hazreti ADEM (a.s)...
Amerika kıtası 1492 yılında İtalyan denizci Kristof Kolomb tarafından keşfedilmiş ancak, Kolomb'un burayı Hint adası olduğunu sanmıştı. Bu kıtanın “Yeni Dünya” olduğunu ortaya koyan isim, bir rivayete göre Amerigo Vespucci, diğer rivayete göre ise, Galli tüccar Richard Ameryk’ dir. Yeni keşfedilen yerlere, kaşiflerin adı değil soyadı verildiği esas alındığında Amerika kıtasının adı, Richard Ameryk’den aldığı iddiaları güçlenmekte.
Batılı beyaz adamın, Atlantik Okyanusu'nu aşarak Kuzey Amerika'ya ulaşmasıyla kıtanın tarihi de hızlı bir değişime sahne olur. Çok kısa zamanda, Avrupa'dan bu yeni kıtaya göçler başlar, İspanyol ve Portekizliler, kıtanın daha güney bölgesine, İngiliz, Fransız ve diğer Avrupalılar ise kuzey bölgesine göç ederek burada koloniler kurarlar.
Maceracı güruhların medeniyet kurma adına çıktıkları bu yolculuk öncesinde, zaten yeni keşfedilen ?! kıtada Kızılderili olarak anılan yerlilerin kurduğu bir medeniyet vardır. Evet vardır varolmasına ama ateşli silahlara sahip Avrupalılar, bu medeniyeti yerle bir ederler. Toprağın asıl sahipleri, kıta üzerinde savrulurlar. Hâkimiyet tamamen barbar Avrupalı beyaz adamların hegemonyası altına girer.
Gözlerinde, zenginlik ve ihtişam hırsı bürümüş, İngilizler ilk olarak 1607'de Virginia'da Jamestown'a yerleşir. Kıtanın güneyi Portekiz ve İspanyanın işgali altına girer. Kıtanın kuzeyinde, gittikçe büyüyen, Anglo-Sakson, (anadili ingilizce olan ) sömürgecilerin işgali iyiden iyiye, hissedilmeye başlar. Önceleri İngiliz kültür ve geleneğini sürdüren Kuzey'deki bu koloniler, İngiltere'den bağımsız olarak yola devam etmek isteyince, 19 Nisan 1775'te ilk bağımsızlık savaşını Massachusetts'in Lexington şehrinde başlatırlar.
4 Temmuz 1776'da 13 Amerikan kolonisi bir bağımsızlık bildirgesi yayınlayınca, 17 Ekim 1781'de İngiliz ordusu kolonilere yenilerek teslim olur. 1787'de yeni anayasa kabul edilir ve 1789'da George Washington ülkenin ilk cumhurbaşkanı seçilir.
“Konuşup da aptallığınızı ortaya koyacağınıza, konuşmayın da, hiç olmazsa herkes sizi erdemli sansın.”
Sözüyle akıllara kazınan Amerikalı devlet başkanı, hukukçu Abraham Lincoln, tarihe köleliği ortadan kaldıran ABD Başkanı olarak geçse de, zannedilenin aksine Lincoln, tam olarak, siyahların beyazlarla eşit olduğunu savunmaz. Onun düşüncesi de tüm beyaz sömürgeciler gibi, zenciler beyazlardan daha aşağıdadır. Ama Abraham Lincoln, herkesten farklı olarak siyahların da insan, ! emeğin kutsal olduğu ve bir insanın emeğinin karşılığını alması gerektiğidir. Lincoln
bu düşüncesini ortaya koyunca, ilk olarak güney eyaletlerinde ayaklanmalar baş gösterir. Çünkü, kıtan’ın güneyin de tarıma dayalı bir ekonomi vardır. Kölelerin özgür olmaları demek, ekonomilerinin de çökmesi demektir ve bu karara başkaldıran eyaletler, bağımsızlıklarını ilan ederler. 1861 Şubatı’nda, Güney Carolina ve onu izleyen 10 eyalet, Birleşik Devletler’den ayrılarak aralarında bir konfederasyon kurarlar. Abraham Lincoln, 4 Mart 1861'de yaptığı bir konuşmada “Hiç bir eyalet, diğerlerinin onayını almadan birlikten ayrılamaz” der. Bu beyanat sonrasında, yer yerinden oynar ve alınan karara Güneylilerin verdiği cevap, 12 Eylül 1861'de Charleston limanındaki Sumter kalesini topa tutmak olur ve böylece İç Savaş başlar.
Dört yıl süren iç savaş sonrası, 9 Nisan 1865'te Güney orduları komutanı General Lee'nin kılıcını Birleşik Devletler Başkomutanı General Grant’a teslim etmesiyle sona erer.
Savaşın bilançosu ise kıtanın yerlilerine yapılan soy kırım kadar olmasa da korkunçtur. Amerikan iç savaşı sırasında 620 bini asker olmak üzere 675 bin kişi hayatını kaybederken, savaşın sonunda güneydeki tüm köleler özgürlüklerine kavuşurlar. 18 Aralık 1865'te kölelik tüm Amerika'da resmen kaldırılır ve 1 Ocak 1863’de alınan kararla uygulanan köleliğin kaldırılması teklifi, parlamentoda oylanarak kabul edildikten sonra, 15 Nisan 1865 de
“Abraham Lincoln” bir suikast sonucu öldürülür.
Bu kısa Amerikan “ İç Savaşı “ özetinden sonra, her sene 21 Haziran’da kutlanmakta olan “ BABALAR GÜNÜ “nün tarihçesine bir göz atmakta fayda var.
Aslına bakılırsa Babalar Günü'nün ortaya çıkışına atfedilen iki farklı hikaye bizlere sunulmuş. İkisi de 1900'lerin başında ABD'de geçiyor ve her iki öyküde de Babalar Günü fikri kadınlardan çıkıyor.
Birinci hikaye şöyledir.
West Virginia eyaletinde bulunan bir kömür madeninde, Aralık 1907'de bir patlama meydana gelir ve 362 işçi yaşamını yitirirken, 1908 yılının 5 Temmuz'unda, West Virginia'da yaşayan, Grace Golden Clayton isimli bir kadın, devamlı gittiği kilisenin papazına, söz konusu maden patlamasında yaşamını yitiren babaları anmak adına, özel bir ayin yapılmasını teklif eder ve teklifi oy birliğiyle kabul edilir. Akabinde her 21 Haziran da madende ölenlerin anısına “ Babalar Günü” düzenlenir.
İkinci kutlama öyküsü de yine kilisede bir Pazar ayininde gelişiyor.
Sonora Smart Dodd isimli genç kadın, kilisede “Anneler Günü “ ayinini dinlerken, babaların da anneler kadar övgüye layık olduklarını, mutlaka babalar günü kutlamasının da yapılmasını istediğini dile getirir.
Sonora Smart’ın babası William,
yukarıda özet olarak anlattığım, Amerikan İç Savaşı gazilerindendir. William’ın
mutlu bir evliliği varken, sevgili eşi altıncı çocuğunu dünyaya getirirken hayatını kaybeder. Sonora Smart, önce annesini ardından da babasını kaybedince, kardeşlerine tek başına hem annelik, hem babalık yapar.
Anna Jarvis'in kaybettiği kendi annesi için 1908 yılında başlattığı “ Anneler Günü’ne mukabil, hem kendi babasına hem de onun gibi emektar başka babalara vefa borcunu ödeme adına Babalar Günün de kutlanmasını ister. Babası William Dodd'ın ölüm yıldönümü olan 5 Haziran tarihini kutlama günü olarak teklif eder. Ama hazırlıklar bir türlü yetişmediği için anmalar haziranın üçüncü pazarı 19 Haziran 1910 yılında kutlanmaya başlar.
19 Haziran da “ Babalar günü “15 yıl boyunca kutlanmaya devam ederken, 1924 yılında ABD Başkanı Calvin Coolidge, bu günün ulusal bir tatil olmasını gündeme getirir. Ancak 1966'da Lyndon B. Johnson'ın imzaladığı bir kararnameye kadar bu durum resmiyet kazanmaz. Johnson haziranın üçüncü pazarını yani 21 Haziran gününü “ Babalar günü “ilan eder.
21 Haziran, 1972'de
ABD başkanı, Richard Nixon'ın imzasıyla Babalar Günü yasal olarak ABD'de resmi tatil ilan edilmiştir.
Ülkemizde dahil olmak üzere, pek çok sayıda ülke, ABD'nin bu uygulamasını kabul ederken, bambaşka tarihlerde “Babalar Günü “ nü kutlayan ülkeler de vardır. Örneğin komşumuz İran'da 14 Mart, Akdeniz'in birçok ülkesinde 19 Mart, Avustralya ve Yeni Zelanda'da Sonbahar’ın başlangıcında, Eylülün ilk pazarı, Tayland'da 5 Aralık “Babalar Günü” olarak kabul edilmiştir.
Bu uzayıp giderken, İnsanlığın babası ADEM Aleyhisselam’dan bahsetmeden nokta koymayalım.
HAZRETİ ADEM..
İlk insan, ilk peygamber, insanlığın babası insanlık destanının kahramanı bir can,
" O" ..
Adem Aleyhisselam, yeryüzü demekti.
Ovalar, dağlar, yaylalar ve deniz. Siyah, beyaz, esmer, kırmızı, mavi , yeşil. Kimi akışkan, kimi yumuşak, kimi sert.
Varlığın gölgesinde, ebedi hayata uzanan Ulu Çınar'ın bir kuru dalından çıkan ney sesinin letafeti, kurak bekleyişlerin, kördüğüm olmuş bir ibrişim yumağının özgürlüğe kavuşmasının adı ADEM..
Bir çoğul olarak ADAM’ın topluluk hali. Tevrat’ta “Adam” Kuran-ı Kerim’de “Âdem” diye geçiyor.
Allahü teâlâ Âdem (as) 'i topraktan (turâbtan) yaratmış, maddesi olan çamuru, çeşitli mertebelerde değişikliğe uğratarak, şekil ve suretinin düzenlemesini tamamlayınca, Alemlere rahmet olsun diye Peygamber efendimiz Muhammed Mustafa’nın ( sav) nurunu alnına koyarak can vermiş ve Muharrem ayının onuncu günü ruhundan üflemiştir.
“ Ey insanlar ! Eğer yeniden dirilmekten şüphede iseniz, şunu bilin ki, biz sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra alakadan (aşılanmış yumurtadan), sonra uzuvları (önce) belirsiz, (sonra) belirlenmiş canlı et parçasından (vücut organları zamanla oluşan ceninden) yarattık ki, size (kudretimizi) gösterelim.
Ve dilediğimizi, belirlenmiş bir süreye kadar ana rahimlerinde bekletiriz.
Sonra sizi bir bebek olarak dışarı çıkarırız. Sonra güçlü çağınıza ulaşmanız için (sizi büyütürüz). İçinizden kimi vefat eder, yine içinizden kimi de ömrün en verimsiz çağına kadar götürülür. Ta ki bilen bir kimse olduktan sonra bir şey bilmez hale gelir, çocukluğuna döndürülür. Baktığın da sen, yeryüzünü de kupkuru ve ölü bir halde görürsün, fakat biz, üzerine yağmur indirdiğimizde o, kıpırdanır kabarır ve her çeşitten (veya çiftten) iç açıcı bitkiler verir. “
( Hac Suresi / 5. Ayet)
