Doğuda Ermenistan’ı ittirerek yenilenen anlayışla bir cephe açıldı.
Doğuda Ermenistan’ı ittirerek yenilenen anlayışla bir cephe açıldı.
Ülkemizi oyalama muharebeleri hız kazandı.
Ermenistan’ın Tovuz bölgesindeki saldırıları hiç sönmemiş bir ateşi yeniden harladı. Azerbaycan ile Türkiye’yi birleştiren kara yolunun bu bölgeden geçiyor olması, petrol, enerji ve demir yolu projelerinin bu bölgede bulunuyor olması da cabası.
İlham Aliyev savaş halindeyiz dedi.
Saldırı Bakü Tiflis Ceyhan boru hattının hemen yanında. Erivan yönetimi tetikçilik rolü üslenmiş durumda, birileri onları kiralamış gibi görünüyor. Azerbaycan ve Türkiye’ye mesaj vermek istiyorlar. Bunların Rusya Fransa ve birleşik Arap emirlikleri olduğu ortada.
İran Ermenistan’a kesintisiz olarak destek veriyor Ermeniler Azeri topraklarını işgal ederken İran Rusya ile birlikte hareket ediyor ve ermeni işgallerine destek veriyor. Nüfusunun neredeyse yarısı Azeri olan İran bu iç meseleyi destekleyip Azerbaycan’ı zayıflatarak kontrol altında tutmayı deniyor olabilir. Bu durum iyi okunmuş olmalı ki Erdoğan tüm imkânlarımızla Azerbaycan’ın yanında olacağımızı belirtiyor.
Ülkemiz artık kendi mantık yolunu değiştirdi, bunun sonuçlarını da Kıbrıs’ta, Suriye’de, Akdeniz, Libya ve Yunanistan’da, terörle mücadelede net sonuçlar elde ederek görüyor.
Ülkemizi durdurma projesi ihalesi Rusya ve İran’a bırakıldı gibi görünüyor. Batı kendisinin baş edemeyeceğini anlayınca maşa buldu denilebilir. Bu tuzağa Rusya düşer mi göreceğiz ama İran’ın düşeceği kesin gibi görülüyor. Nasıl bir politika izlemek istedikleri ilerde belli olacaktır. Biz bu nükleer programı tamamlayana kadar istemesek te onların yanın da görünelim stratejisi olabilir.
Batının en büyük hayallerinden biri Rusya’yı ülkemize düşman etmekten geçiyor bunu Suriye’de denediler, Libya’da denediler ve devam edecekler. Şimdi ise Kafkaslarda. İran ülkemizi durdurma tuzağına kolay düşer Fransa ise Akdeniz ve Libya da kaybettiği faturayı Kafkaslarda aramaya başladı, intikam amaçlı olabilir. Durum neyi gösterirse göstersin Ermenistan ülkemiz için atıştırmalıktan öteye gidemez. Bu doğuda başka bir cephe açma teşebbüsüdür, Güney’i bırak doğuya dön der gibi bir aymazlık içerisindeler. Azerbaycan ülkemizin duygusal hassasiyeti ve jeopolitik Türk dünyası köprüsüdür. Bu köprüyü yıkıp Türk dünyası ile irtibatımızı koparmaya çalışıyorlar.
Ülkemiz, İran ve Rusya kullanılarak Türk dünyasını birbirinden ayırma çabalarının farkında, böylelikle orta Asya bağlantısının kesileceği düşünülüyor tabii bu dün ki durum değil, çünkü Rusya ve İran’da politikalar değişse de bu durum hiç değişmiyor.
Ülkemiz Akdeniz’de de Kafkaslarda da aynı anda mücadele etme yeteneğine haizdir çünkü bu kapsamda çok derin tecrübelere sahiptir.
Kötü komşu bizi deneyim/teknoloji sahibi etti, korkuları bundan olsa gerek.
Birleşik Arap emirlikleri başkanlığında sanki bir Arap cephesi açılmış gibi görünüyor veya zaten hep mi öğleydi değerlendirmek gerek. Ancak, BAE elini attığı her yeri cehenneme çeviriyor ama kendi faydasına olan hiç bir şey olmadı, sürekli kendisini kullandırdı ve devam ediyor. Putin-ABD bu işi çok iyi yapıyor diye düşünüyorum.
Azerbaycan’da artık sürekli savunma pozisyonundan çıkmalıdır daha agresif tavırlar sergilemelidir, bütün kuşatmaları yıkan ülkemiz gibi olmalı, büyük resmi görmelidir.
Uluslararası toplum ne der sözü artık geride kaldı çünkü her ülke kendi çıkarları doğrultusunda hareket ediyor. Bu bağlamda Dünya yüzeyinde bazı önemli birleşimlerden çatlak sesler yükseliyor ve ayrılmalar oluyor.
Dağlık Karabağ sorunu henüz çözülememişken Ermenistan bu kez yine Azerbaycan’ın toprak parçası olan Tovuz bölgesini hedef aldı. Hem de asker sivil ayırt etmeksizin. Yani Ermenistan bildik saldırganlığından, hukuk tanımazlığından vazgeçmiyor.
Tarihte de böyle değil miydi, bakıldığında askeri hedeflerin yanı sıra Agdam, Dondar Guşçu ve Vahidli köylerinde sivillere yönelik saldırılar düzenleyen Ermenistan’ın sicili 1992 Şubat’ındaki Hocalı katliamı gibi onursuzluklarla dolu. Şimdilerde olduğu gibi 28 yıl öncesinde de Rusya’nın gölgesinde kendi boyunu aşan işlere kalkışan Ermenistan, Hocalının hemen ardından Azerbaycan’ın o dönemdeki iç karışıklığını fırsat bilerek Dağlık Karabağ’ı işgal planını devreye sokmuştu. Bu bağlamda da Agdam, Laçin, Fuzuli, Cebrayil, Gubatlı, Şuşa ve diğer yerleşim yerlerine saldırmıştı.
Rusya ve Fransa, Libya'da ısrarlı olduğumuzu görünce, ülkemizi meşgul etmek ve bunaltmak için yeni bir cephe açtı.
Düşünebiliyor musunuz? Birbirine iki rakip ABD ve Rusya, mesele Türkiye olunca, aynı noktaya gelebiliyorlar. PKK ikisinin de kanlı eli değil mi?
Ermeniler, Azerbaycan Türklerine saldırdı. Azerbaycan'a saldırmak demek Ülkemize saldırmak demektir.
Putin’in kurnazlıkları devam ediyor. Ankara'yla ara sıra telefonla görüşüyor. İki taraf da "Şunda mutabık kaldık, bunda mutabık kaldık, süreç işliyor." gibi, oyalayıcı açıklamalar yapıyor.
Putin, kendi politikasını yürütüyor ve bizi idare ediyor.
Ülkemizin hassasiyetini bildiği halde Kırım'ı neden Rusya'ya kattı dersiniz! Kırım'ın Ukrayna sınırları içinde görünmesi bizim için avantajdı. İstediğimiz gibi gidip gelebiliyorduk. Dostluğumuzu pekiştiriyorduk. Putin, Kırımlı liderlere yasak getirdi ve Türkiye'nin nüfuzunu kırdı. Biz ebetteki yine destekliyoruz. Bu durumun Putin'in in kara defterinde olmadığını düşünmek akıl yoksunluğudur.
Ermenilerin tamda bu sıralar cephe açma girişimlerinin nedenleri ni saymakla bitiremeyiz. Farkında olmak istemedikleri şey ise artık ülkemiz ve Azerbaycan’ın eski ülkeler olmayışıdır.
Azerbaycan'ın bağımsızlığını Ruslar bir türlü kabullenemiyorlar. Diğer Türk Cumhuriyetleri, komünizm yıkılınca bağımsızlıklarını kendiliklerinden alırken, hiç müdahale olmazken, Azerbaycan'ın bağımsızlığını alması istenmeyen bir durumdu onlar için.
Tarih 20 Ocak 1990. Kara Ocak, tarihin kara sayfalarından biri daha.
Ebulfez Elçibey'in (Soyadı "Aliyev"di. Sonra "Elçibey" oldu.) liderliğinde Azerbaycan Halk Cephesi, Sovyetler ‘in sonunun geldiğini görününce, bağımsızlık için harekete geçmişti. Ruslar, sözde Azerbaycan'daki Rusları ve Ermenileri koruyacaktı. Rus Kızıl ordusu tüm gücüyle saldırmıştı. Kadın çocuk demeden katletmekle beraber Ermenistan'ı arkadan itekleyerek saldırttı. Batı ülkelerinin de desteğiyle Karabağ dâhil, Azerbaycan'ın neredeyse yüzde 20'si, 1994'ten beri Ermenistan'ın elinde ama nedense batıdan hiç tepki yok.
Sonuç olarak
Ermenistan yine boyunu aşan işler yaparak, sivilleri hedef alarak, hukukun üstünlüğünü hiçe sayarak saldırgan tutumlar sergilemeye devam ediyor, ama bu kez ateşle oynadığı açık. Çünkü Azerbaycan hem askeri hem de ekonomik anlamda 28 yıl öncesinden çok daha güçlü ve işgal altındaki topraklarını kurtarma konusunda son derece kararlı. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, “Gerekirse Ermeni işgali altındaki Dağlık Karabağ’ı askeri güçle geri alacağız” sözünü yineledi. Dolayısıyla, 3 milyonluk Ermenistan’ın saldırgan tutumu Azerbaycan için taktik bir durumu bile ifade etmez, ondan öte Ermenistan’ın o çok güvendiği Fransa, Rusya da işleri bitene kadar. Ermenistan’da deli cesaret yok deli ittirmesi var.
Yani düşünmesi gereken artık Ermenistan.
Keser döner sap döner gün gelir hesap döner.
Ülkemiz için Ermenistan’a haddini bildirmek üzere iyi bir fırsat doğdu, sabah başlanılsa öğlene kalmaz Erivan’da kahve içilebilir ancak bunu bizden önce Azerbaycan’ın yapması gerekir…
Süleyman YILDIZ
Güvenlik Uzmanı
