Ruslar ABD başta olmak üzere AB'ye geri adım attırdı

GAZETEERZURUM - Ruslar ABD başta olmak üzere AB’ye geri adım attırdı
Ruslar her önüne gelene kafa tutuyor diyemeyiz. Karadeniz’deki başkaldırış keza Akdeniz ve Suriye’deki varlığını arttırma çabaları sanki Türkiye gibi Ruslarda bazı ülkelere kardeşim sizin buralarda ne işiniz var diyor ancak, bölgede tek hâkim devlet olma anlayışından olsa gerek ki Türkiye ile de tam mutabakat içerisine girmiyor. Çünkü bölgede jeostratejik doğal kaynakların farkında. Azerbaycan da varlığını sürdürmek istemesi hem bundan dolayı hem de açılmış olan Türk birliği yoluna katkı sunmaya çalışarak ‘’sözde’’ Türkiye’nin yanında duruyor. Ancak Erdoğan’ın beş ülkeden oluşan Kafkas ittifakı önerisi‘ne ‘’Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan, Rusya, Türkiye’’ çok sıcak bakmıyor, böyle bir oluşuma evet dese de yine kendi çıkarlarını öne süreceği bazı politikalar olacaktır.
Rusya AB’nin güney doğu Yay’ına Türkiye hariç hâkim olmak istiyor. Düşündüğümüz asıl konu Çin neden bu kadar sessiz veya artık dünya düzenini çözdü diyebilir miyiz? Hiç birebir savaşa girmiyor, covit-19 gibi biyolojik savaşlar çıkararak çok daha etkin bir dış politika yürütmek istiyor olabilir.
ABD sopa gösterene direnemiyor. 
Amerika’nın Suriye’deki varlığını Rusya’dan dolayı azaltıp Yunanistan’a çoğunlukla yığınak yapması ve devam ediyor olması Türkiye’nin güney doğuda işine gelebilir ancak, bu sefer tehlike çok daha kapsamlı ve yakın olarak Yunanistan’dan gelecek gibi görünüyor. NATO liderler zirvesinde ABD Türkiye’den istediğini alamayınca ve Rusya’nın ciddi diş gösterimi sayesinde tek başına tutunamayacağını anlamış olmalı ki Avrupa Birliğini arkasına alarak yaptıklarına onları da ortak etmek istiyor, bunun için Yunanistan’a akıl almaz yığınaklar yapıyor. Yunanistan ile yaptığı küçük çaplı güvenlik anlaşmaları kapsamında ağızlarına İKİ KAŞIK BAL ÇALIP orada istediği gibi at oynatma durumunu elde ediyor. Yunanistan’ın çok büyük bir yanılgı içerisinde olmasını anlaması uzun sürebilir ancak iş işten çoktan geçmiş olacaktır. ABD’nin Yunanistan’da kurduğu ve kuracağı üslere ilerleyen zamanlarda ihtiyaç duyduğu diğer AB ülkeleri de gelecek. Türkiye için büyük tehlike ancak Rusya için çok olumlu bir gelişme, çünkü Ruslar istedikleri yerlerden AB’ni söküp atacaklarını liderler zirvesi sonrası Karadeniz’de yaşananlarla net olarak ortaya koymuş oldular.
Türkiye’nin teknolojik kalkınma hareketinden korkan Yunanistan gündemden düşmeyen gelişmelerle ABD ile bir yola girdi ve kendi sonunu hazırlamış oldu.
ABD DÜNYA YÜZEYİNDE BU DENLİ NÜFUZ ETMİŞ OLDUĞU HANGİ ÜLKEYİ MUVAFFAK ETTİ Kİ SİZ KALDINIZ? 
Buradan Afganistan, Suriye, İran, Irak vs. bir sürü ülke sayabiliriz. Türkiye’nin Avrupa Birliği ne girme ihtimali yok, Türkiye AB ülkelerinden daha ileri bir seviyede bile olsa alınmayacaktır. AB’nin iç dinamikleri ve İslam karşıtlığı buna müsaade etmeyecektir. Ancak ve ancak nükleer güç olursunuz o zaman, yâda tek dünya devleti olur o zaman size de bir görev verilir ve zaten direk olarak bir birleşmeye dâhil olmuş olursunuz.
Böyle olması daha kuvvetle muhtemel, mesela bugün Türkiye’de müsilaj sorunu var çevre kirliliği giderek artıyor, dünyada hazıra rağbet artmış durumda bu da teknolojik zorunlulukları doğuruyor, teknolojide kirletmeden olmuyor. Fabrika açılıyor ama atık düzenleme, filtreleme sistemleri olmayınca kirlilik kaçınılmaz oluyor. Dünya bu düzene doğru gidiyor, buna ilişkin salgın hastalıkların 20-30 sene de bir görülmesi hiç te muhtemel değil, dolayısıyla insanlık bu gün covit-19 da olduğu gibi birleşmek zorunda kalacak (ilahi adalet). Ancak uzun bir gelecekte Yunanistan gibi ülkeler ayakta kalacak mı tartışılır.
Rusya’nın Ukrayna ve Kırım politikası da ortada.
Suriye’de Ruslar ile Amerikalılar kavga edecek Türkiye arada kalacak gibi görünüyor. Aksi takdirde Amerikan’ın Rusya’ya karşı ittifak yapmasından başka bir çaresi yok.
Yunanistan savaş istiyor da olabilir iyi okumak lazım.
Rusya, kara sularını ihlal ettiği gerekçesiyle Karadeniz'de İngiliz donanmasına ait savaş gemisi HMS Defender'a uyarı atışı yaptığını ileri sürmüştü. İngiltere ise karşı açıklamayla Rusya'yı yalanladı. Kırım ve Ukrayna da Karadeniz’ e kıyı olduğuna göre, Karadeniz’de artık suların durulma ihtimali yoktur.
Gelelim ABD’nin Afganistan’daki varlığı ve çekilme olayına.
Jeostratejik konumundan ötürü tarih boyunca işgallere uğramış ve büyük güçler mezarlığı halini almış Afganistan’ın son yirmi yılına, Amerika Birleşik Devletleri’nin işgali damgasını vurmuştur. 
Uluslararası terörle mücadele konsepti çerçevesinde bir araya gelen ve uluslararası toplumun da desteğini alan ABD ve Kuzey Atlantik İttifakı Örgütü (NATO), Kuzey İttifakı’nın da desteğiyle kısa sürede Afganistan’daki Taliban rejimini devirerek ülkenin “demokrasiye geçiş” sürecini başlatmıştı. Lakin geçen bu sürede ne Afganistan’da demokrasiye geçilebilmiş ne de ABD’nin terörist olarak tanımladığı gurupların ve Taliban’ın varlığına son verilebilmiştir.
ABD’nin kendi iç dinamikleri, Afganistan jeostratejik iç dinamikler, Küresel ve bölgesel dinamikler etkisi altında ABD Başkanı Joe Biden Afganistan’dan çekilirken; Kabil Havalimanı’nın kontrolünü ve sorumluluğunu Türkiye’nin üstlenmesini teklif etmesi, sözde ilişkilerde yumuşamaya neden oldu. Ancak bu gelişmeler yaşanırken Taliban Sözcüsü Suhail Shaheen ise Türkiye’nin de NATO’nun bir parçası olduğunu ve ABD ile Taliban arasında 29 Şubat 2020 tarihinde yapılan Doha Antlaşması çerçevesinde Türk askerinin de Afganistan’dan çekilmesi gerektiğini açıklamıştır. Bu açıklama çok dikkat çeken bir açıklama olmamıştır.
Tepkilere ve endişelere rağmen Türkiye’nin tarihi, kültürel ve etnik anlamda güçlü bağlarının olduğu Afganistan’daki varlığının, diğer NATO unsurları gibi işgalci olarak tanımlanmadığı gerçeğini bilen Washington yönetimi, en rasyonel tercih olarak Türk askerlerinin ülkede bulunmasını önermiştir. 
Sürekli bir yükseliş eğiliminde olan Asya’nın en riskli ve sorunlu bölgesi olan Afganistan’da Türk askerinin bulunmasının ülkeye ve bölgeye barış ve refah bağlamında katkı yapacağı açıktır.
ABD’nin Suriye’deki varlığı ve çekilme ihtimali
ABD askeri Suriye'de ilk kez 27 Aralık 2015 tarihinde Ayn El Arab'a konuşlandı.
Türkiye’nin terör örgütlerine karşı başlattığı Barış Pınarı harekâtı öncesi ABD ordusunun kara güçleri, Suriye’de askeri nokta olarak kullandığı toplam 22 noktada varlık gösteriyordu. Buralarda 2 bin civarında askeri personel bulunduran ABD, Haseke vilayetinde 5, Deyrizor vilayetinde 4, Rakka vilayetinde 5, Aynularab (Kobani) kentinde 5, Menbiç (Münbiç) kentinde ise 3 noktada konuşlanmıştı.
 Akabinde Barış Pınarı devam ettiği sırada ABD güçleri Menbiç ilçesinden başlayarak, Aynularab, Rakka, Haseke’deki üs ve askeri toplam 16 noktadan çekildiği belirtilmişti. Rakka, Menbiç ve Aynularab’daki tüm üs ve askeri noktalardan çekilen ABD askerleri, petrol zengini Deyrizor’dan çekilmezken, Haseke’de petrol sahalarındaki üslerini de boşaltmadı.
ABD, Suriye’de 2011’de başlayan iç savaşa ilk kez terör örgütü DEAŞ’a yönelik hava saldırılarıyla Eylül 2014’te dâhil olmuştu.
ABD'li yetkililer, Türkiye'ye her seferinde, DEAŞ tehdidi ortadan kalktığında YPG/PKK'ya sağladıkları silahları geri alacaklarını söylüyor olsalar da bu asla yapmayacakları bir şeydir. 
Kargaşadan geçinen bir ülke neden böyle bir şey yapsın ki?
Rusya’nın Suriye’deki varlığı ve çekilme ihtimali
Rusya, Suriye'deki operasyonlarına terör örgütü DEAŞ ile mücadele gerekçesiyle 30 Eylül 2015’te başlamıştı. Rusya, başlattığı askeri operasyonlar sayesinde yeni silahlarını test etme ve askeri personeline savaş tecrübesi kazandırma yolunda önemli ilerlemeler sağlamış oldu. 
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 11 Aralık 2017’de Suriye’de teröristlere karşı operasyonların sona erdiğini ve asker sayısını azaltmaya gideceğini duyursa da, Rus silahlı kuvvetleri Tartus ve Hımeymim askeri üslerinden rejime destek mahiyetinde operasyonlara yer yer devam etti.
Rusya Savunma Bakanlığı verilerine göre, Lazkiye bölgesinde bulunan Hımeymim Rus hava üssünden yapılan operasyonlara 34 Rus savaş uçağı katılırken, 16 Rus helikopteri aktif olarak operasyonlarda görev aldığı belirtilmişti.
Suriye’deki operasyonlara 434’ü general, 25 bin 738’i subay olmak üzere toplam 63 bin 12 Rus askeri katıldı. Operasyonlara katılan askeri personel savaş tecrübesini artırarak Rusya'ya döndü.
Suriye test alanı oldu.
Putin, canlı yayında halkın karşısına çıkarak, Suriye’de Rusya’nın yeni silahlarının test edildiğini ve Rus ordusunun savaş tecrübesi kazandığını itiraf etti. Putin, “Savaş meydanında silahlı güçlerimizi kullanmak eşsiz bir deneyim, silahlı güçlerimizi geliştirmek için eşsiz bir araç. Hiçbir tatbikat, çatışma koşullarında güç kullanımıyla kıyaslanamaz.” ifadesini kullanmıştı.
Tu-160 stratejik bombardıman uçağı ve bu savaş uçağı ile uzun menzilli havadan karaya stratejik seyir füzesi X-101 ilk kez bölgede kullanılmış olması, modernize edilmişT-90 tankları, yeni nesil savaş uçağı Su-57, Rus Admiral Kuznetsov uçak gemisi kullanımı, Uzun menzilli deniz aşırı seyir füzelerinin de ilk kez denenmiş olması bunlardan sadece birkaçını oluşturmaktadır.
Rusya’nın Karadeniz ve Kırım ısrarı. 
Rusya’nın Karadeniz’e kimseyi sokmak istememesi buraların patronu benim der gibi bir hava yaratıyor.

2014 yılında Ukrayna'da yaşanan iç savaşın hemen ardından Rusya'nın Kırım hamleleri çok sert oldu. Karadeniz'in en stratejik noktası olma özelliğini taşıyan Kırım'da 2015 yılında referandum gerçekleşti. Bu referandum ile Kırım doğrudan Rusya'ya bağlandı. Ukrayna ile batı ülkeleri bu seçimlerin Rusya'nın baskısı altında olduğunu savunarak Kırım'ı hala Ukrayna'ya bağlı olarak gördüklerini açıkladı ve Rusya'yı işgalci ilan etti.
Batının Kırım baskısına aldırış etmeyen Rusya, bu stratejik öneme sahip olan bölgeye kara, hava ve deniz kuvvetleri yerleştirdi. Son olarak Kırım'a Belbek Askeri Hava Alanı açan Rusya ayrıca hava savunma sistemlerini Kırım'a kurarak bölgedeki etkinliğini arttırdı. Rusya, Kırım'a şu ana kadar 15 binin üstünde asker gönderdi.
Sonuç olarak.
NATO liderler zirvesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ikili temasları çerçevesinde ABD Başkanı Joe Biden’e istediğini vermeyince Afganistan gibi başka konular gündeme gelmişti. Liderlerden konuya ilişkin olumlu mesajlar gelse de ilişkilerin hiç de normal olmadığı açık. Ancak soykırım olayının açılmamış olması iyi bir gelişme olarak değerlendirilebilir.
En büyük kazanım ise bizce Şuşa bildirgesidir. Bu bildirge ile Türk birliğinin yolu ardına kadar açılmıştır diyebiliriz.
ABD’nin Yunanistan’a çekilmesi yenidünya stratejisi olarak anlaşılabilir. Ya kendi başına hareket etmekten yoruldu, ya dünyayı arkasına alarak kendisinin haklı olduğuna inandırmak istiyor yâda artık korkuyor. 
Kimden dersiniz?
ABD Dünya yüzeyinde her yerde sonsuza kadar kalacağını düşünüyordu, o iş bitti artık mecburi geri çekilmeler başladı. Bugün Rusya’dan dolayı, yarın Çin, öbür gün Türkiye. Umarım bizde Doğu Türkistan’a geç kalmayız. Bir Uygur atasözü der ki’ ’Bugün göz yumduklarımız, yarın bize göz açtırmayacak olanlardır’.