Karabağ için tam zamanı...
Karabağ için tam zamanı…
Evet, kıymetli dostlar daha önceden de belirtiğimiz gibi Ermenistan’ı savaşa sürüklediler, amaç; Türkiye Azerbaycan’a yardım etsin ve kaynakları tükensin. Zaten bakıldığında birkaç kınamadan başka bir adım da yok, herkes Türkiye’nin de katılmasını istiyor dost yok ki tepki olsun.
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan çok ciddi dış politika sorunlarıyla karşı karşıya kalmıştır. Bu sorunlardan en önemlisi, Ermenistan’la yaşanan Dağlık Karabağ sorunudur. Dağlık Karabağ’da 1989’dan itibaren başlayan ve 1994 yılına kadar devam eden çatışmalar sonucunda çok sayıda insan ölmüş veya yaralanmış; binlerce Azerbaycan Türkü, Ermeniler tarafından yaşadıkları yerlerden sürülmüştür. Azerbaycan topraklarının % 20’si Ermenistan’ın işgali altında kalmıştır. Karabağ Sorunu günümüzde de çözümsüz bir halde bulunan uluslararası problemlerden biridir. 20 yılı aşan diplomatik çabalar ve müzakerelerin Dağlık Karabağ sorununun çözümü konusunda yetersiz kaldığı görülmektedir. Dağlık Karabağ ve çevresindeki Ermeni işgali sürerken, taraflar arasında çözüm için bir kalıcı zemin dahi oluşturulamamıştır veya oluşturulmak istenmemektedir. Bu çözümsüzlük ortamında kimi zaman ateşkesin ihlal edilip yüksek yoğunluklu çatışmaların yaşandığı görülmektedir.
Stalin'in bir Sovyet projesi olarak bölgeye Ermenileri yerleştirme politikası 90'lı yıllarda Sovyetlerin dağılma süreciyle başladı. Ermeniler Karabağ'ın Azerbaycan'dan Ermenistan'a devredilmesini isteyince anlaşmazlık önce çatışmaya, 1990'lı yılların başlarında da geniş çaplı savaşa dönüştü. 1994 yılında imzalanan ateşkes anlaşmasında Rusya yine çözümsüzlüğün başrolünü oynuyor.
Hocalı katliamı: Rusların desteğini arkalarına alan Ermeniler saldırgan politikalarına 1991'de Hankendi'yi işgal ederek başlattı. 1992'de ise Şuşa ve Hocalı'yı işgal etti. Daha sonra ise Laçın, Hocavend, Kelbecer ve Ağdere'yi de ele geçiren Ermeniler, 1993'te Ağdam'a girdi. Ağdam'ı, Cebrayıl, Fuzuli, Gubadlı ve Zengilan illerinin işgali izledi. Ermeniler bu süreçte Azerbaycan Türklerine karşı katliamlar yaptı. Azeri topraklarının yüzde 20'si işgal edildi, 1 milyona yakın Azeri ise yaşadıkları bölgeleri terk etmek zorunda kaldı.
ABD ile ilişkilerin normalleşme yoluna girdiği dönemlerde Ermeni soykırımı iddiaları ilişkilerini baltalıyor. Aynı durum Azerbaycan'ın işgal altındaki toprakları içinde yapılıyor. Ermeniler dünyaya işgalci değil mağdur olarak lanse ediliyor.
İki ülke arasında yıllardır süregelen 'iki devlet bir millet' anlayışı son saldırının ardından Türkiye'nin ortaya koyduğu tepkiyle de perçinlendi. Bu örnek Türk dayanışması bölge barışını tehdit eden Ermenistan ve arkasındaki destekçilerini rahatsız ediyor. Azerbaycan’a yönelik saldırılar Türkiye'nin bölgede gün geçtikçe artan etkinliğini zayıflatma girişimi olarak da değerlendirilebilir. Buna en somut örnek ise Doğu Akdeniz'de Libya ile yapılan işbirliği ve deniz yetki alanlarının belirlenmesi gösterilebilir. Bu anlaşmalardan duyduğu rahatsızlığı Türkiye'yi Avrupa'ya şikâyet ederek, kendisine Avrupalı destekçi bulma turları atan Yunanistan'ın ve açık destekçisi Fransa'nın Ankara'nın dikkatini bölgeden çekerek doğuya yönlendirmek için organize ettiği de düşünülebilir. Belki Türkiye ile Rusya’yı karşı karşıya getirme mücadelesi de olabilir bunun fitilini de ABD ve Fransa ateşlemiş olabilir. Karabağ sorununu çözüme kavuşturmak için 24 Mart 1992'de Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Minsk Grubunu oluşturmuştu. Rusya, Fransa ve ABD'nin eş başkanlıklarını üstlendiği grup, sorunun çözümünden ziyade iki ülkeye ancak ateşkes ihlali yapmama uyarısı yapabildiler.
Azerbaycan bölgedeki gerilimden faydalanarak Karabağ işgalini hazır yeri gelmişken kapsamlı bir harekâtla sonlandırabilir. Türkiye’nin de nerede ve ne şekilde olursa olsun tam desteğini arkasına alan Bakü yönetimi sorunu kökten çözebilir ki bunu yapmak için bundan daha iyi bir fırsat olamaz. Karabağ sadece Azerbaycan olmadığından hareketle elbette ki tam destek verilmelidir. Ermenistan’ı ittirenler beklide hiç ummadıkları bir sonuç ile karşı karşıya kalabilirler. Ezelden beri millet bilincine sahip olan Türk orduları komutanları birkaç saatlik harekâtla öğlen kahvelerini Erivan’da içebilirler.
Umalım öğle olsun ve o kutsal yol açılsın.
Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
Mustafa Kemal ATATÜRK
Tanrı Türk’e Yar Olsun
Ben özümle bağdaştım
Atlanıp dağlar aştım
Bir kurtla karşılaştım
Dedi uğurlar olsun
Tanrı Türk'e yar olsun
Yar oldu yollar bana
Söyledi diller bana
Turan eller var olsun
Düşmanlar kahrolsun
Tanrı Türk'e yar olsun
Ben kurtlarla ulaştım
Altayları dolaştım
Şamanımla bağlaştım
Dedi uğurlar olsun
Tanrı Türk'e yar olsun
Yar oldu yollar bana
Söyledi diller bana
Turan eller var olsun
Düşmanlar kahrolsun
Tanrı Türk'e yar olsun
Dolaştıkça Turan'ı
Andım Bilge Kağan'ı
Gördüm Fatih Sultan'ı
Dedi uğurlar olsun
Tanrı Türk'e yar olsun
Yar oldu yollar bana
Söyledi diller bana
Turan elller var olsun
Düşmanlar kahrolsun
Tanrı Türk'e yar olsun
TURAN ELLER VAR OLSUN
TANRI TÜRK'E YAR OLSUN Şemistan Elizamanlı
