Libya'da Stratejik Politika Nasıl Şekillenecek
Libya’da Stratejik Politika Nasıl Şekillenecek…
Türkiye'nin Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin (UMH) talebi üzerine bölgeye asker göndermesine ilişkin, bazı ülkelerin bunu bir müdahale olarak görüyor olmasına şaşırmamak lazım; çünkü hiç yanımızda olmadılar olmayacaklarda.
Türkiye, Birleşmiş Milletlerde (BM) Libya'daki uzlaşı girişimlerini desteklemektedir ve şu anda Libya'daki tek meşru taraf Ulusal Mutabakat Hükümetidir (UMH). Türkiye, bu hükümetle işbirliği içerisindedir, kaldı ki Libya sadece Türkiye’den destek istememiştir; Türkiye’nin Libya Özel Temsilcisi Emrullah İşler Libya’nın talebine sadece Türkiye’nin olumlu yanıt vermiş olduğuna, değinmişti.
Türk askeri istikrar ve huzura katkı sağlamak amacıyla bölgededir.
Hafter’in aslen savaş suçu işlediği ve yargılanması gerektiği değerlendirilmelidir.
İşler, Türkiye'nin Libya ile imzaladığı deniz yetki alanları sınırlandırmasına dair mutabakat muhtırasına ilişkin ise "Türkiye, Doğu Akdeniz'deki haklarını savunmuştur. Ayrıca Kuzey Kıbrıs Türklerinin haklarını da korumuştur. Türkiye ve Libya, bu anlaşmadan karlı çıkmıştır. Bu anlaşmayla iki ülke, deniz sınırlarını genişletmiştir." diye belirtmişti.
Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid-El Mişri ise yabancı ülkelerin desteklediği bir askeri darbeyle karşı karşıya olduklarını belirterek, "Çekişmelerin yaşandığı sırada Trablus'taki meşru hükümete askeri saldırılar oldu. Fransa, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Mısır uçakları saldırılar düzenledi." ifadesini kullandı.
Bazı ülkelerin, Libya'daki demokratik süreci bitirmek için Hafter'e silah desteğinde bulunduğunu anımsatan Mişri, "Mısır, Muhammed Mursi'ye yapılanı Libya'da tekrar etmek istiyor. Hafter'i başa getirmek istiyor. Ancak Libyalılar bunu reddetti." değerlendirmesinde bulunmuştu.
Mişri, Türkiye'nin ilk günden bu yana uzlaşı rolüne büründüğünü anlatarak, "Türkiye, tüm taraflarla iletişim kurdu. Ancak Mısır-BAE cephesine yakın olan taraf, Türkiye'nin bir rolü olmasını istemedi." diye konuştu.
Zaten doğru analiz edildiğinde ülkemizin kendi coğrafyası dâhil komşu coğrafyalarda ya da dünyanın herhangi bir yerinde söz sahibi olmasını isteyen yok.
Doğu Akdeniz Meselesi.
Türkiye'yi Akdeniz'de kuşatma çabalarına dikkati çeken Mişri, "Bu ülkeler, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki bağımsız politikasından rahatsızlardı. Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki en büyük ortağı Libya'dır." dedi.
Mişri, Türkiye ile tarih boyunca iyi ilişkileri olduğunu belirten ifadelerinde ayrıca,
"Hafter, Trablus'u ele geçirmek için BAE, Mısır ve Fransa'dan destek alıyor. Son olarak da Rusya'dan destek almaya başladı. Artık büyük bir koalisyonla karşı karşıyayız. Dolayısıyla bizimle siyasi, ekonomik, toplumsal ve tarihi bağı olan bir ortak lazımdı. Hakkımızı savunan bir ortak. Türkiye ile iki ülke çıkarlarına hizmet eden stratejik bir ilişkimiz var. Halkın büyük çoğunluğu Türkiye'nin varlığını destekliyor." diye belirtmişti.
Türkiye, Libya’da Rusya ile karşı karşıya gelir mi? diye ilginç bir soruyla karşılaştım bazı yazılarda. Bence yanlış soru. Türkiye, Rusya ile ne zaman beraberdi ki karşı karşıya gelsin? diye sorulması gerekir. Çünkü hep söylüyoruz hangi ülke olursa olsun yeter ki çıkarları ters gitsin, en ufak bir çıkar çatışması içine girsinler, söz konusu Türkiye ise siz onların asıl yüzünü o zaman görürsünüz diyoruz ve görüyoruz.
Son yıllardaki en büyük örnek Libya. Bakın ilişiği olsun olmasın herkes bir taraftan karşı çıkıyor. Bunları iyi okumak lazım, zaten bu eskiden de böyle idi. Bir farkla artık biz eski biz değiliz. Bunu da artık özellikle teknolojik olarak fiiliyatta görüyor olmaları onları korkutuyor, sürekli engel koymaya çalışıyorlar.
Bizi asıl düşündüren şey ise bizden olan bazı kesimlerin de öyle düşünüyor ve hareket ediyor olmasıdır.
Son gelişmeler Hafter güçlerini geri çekilmeye zorlamış olsa da, Libya’da gerilim tırmanmaya devam ediyor. Hafter’in ülkedeki “Türk hedef ve çıkarlarını vurma” tehdidi, Rus savaş uçaklarının Hafter güçlerine destek vermek üzere bölgede konuşlandırılması vs.
Ancak ABD aynı görüşte değil. ABD Afrika Merkez Komutanlığı (AFRICOM) Komutanı Stephan Townsend, yaptığı açıklamada, Rus savaş uçaklarının, meşru UMH hükümetine karşı savaşan Hafter’in safındaki Wagner grubuna hava desteği için Rusya tarafından gönderildiğini tespit ettiklerini söyleyerek, “Rusya, Libya’daki çatışmalara taraf olduğunu artık inkâr edemez” dedi.
Türkiye’nin askeri desteği sonrasında Libya iç savaşında dengelerin değişmesi, Afrika’nın jeostratejik bakımdan kilit öneme sahip ülkesinin geleceği ile ilgili tartışmaları da alevlendirdi.
Şu aşamada bir zafer ya da hezimetten söz etmek pek mümkün olmasa da hattı güçlendirmek faydalı olacaktır, zaten Türkiye’de bunu yapıyor.
Clingendael Enstitüsü uzmanlarından Celal Harchaoui “Ankara’daki hükümeti ister beğenin ister beğenmeyin, Türkiye, çok kapsamlı, çok modern ve çok yaratıcı bir askeri harekâtı büyük bir ustalıkla yürüttü. Pek çok NATO gücünün, Türkiye gibi insansız hava aracı endüstrisi yok, uygulanan hibrit metotlar karşısında bu kadar hızlı askeri müdahalede bulanabilecek yetkinlikleri de yok” diye konuştu.
Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi uzmanı Timur Ahmetov’a göre ise Kremlin, jeostratejik öneme sahip Libya’daki siyasi süreçlerde söz sahibi olmak istiyor.
Clingendael Enstitüsü uzmanı Celal Harchaoui de, “Türkiye ve Rusya iki dost ülke değil; ama birbirine düşman da değiller. Etkin diyalog içerisindeler. İki ülke arasında kuşkuya dayanan bir tür Real politik anlayışı mevcut” yorumunu yaptı.
Türkiye’nin askeri yetkinliğini, etkin bir araç olarak kullandığı durumlarda Rusya’nın buna saygı gösteren bir tutum sergilediğine işaret eden Harchaoui, “Buna Suriye’de de tanık olduk. İki taraf her seferinde değişen güç dengeleri ışığında görüşerek bir tür uzlaşıya varıyorlar. Bu nihai değil, raf ömrü iki üç ay süren bir tür uzlaşı olabiliyor. Bu süre zarfında şiddet yeniden alevlendiğinde, Türkiye benzer bir harekâtı yeniden yapabilir” şeklinde konuştu.
“Türkiye artık Libya’da ve buradan çıkması da olasılık dâhilinde görünmüyor” diyen Harchaoui, Birleşik Arap Emirlikleri’ni ve yıllardır olanlar karşısında sessiz kalan ABD ve Avrupa ülkelerini buna zemin hazırlamakla eleştirmişti.
Türkiye için Libya neden önemli?
Türkiye’nin dış politikada ve ekonomide zorda olduğu bir dönemde Libya’ya bu denli önem atfetmesi, uluslararası alanda büyük merak uyandırıyor.
Washington Enstitüsü'nün Türkiye Araştırmaları Programı Direktörü Soner Çağaptay, DW Türkçe’nin sorularını yanıtlarken, bunun gerisinde jeopolitik ve ekonomik birçok neden olduğuna dikkat çekti.
Türkiye’nin Kaddafi döneminden alacakları olduğunu söyleyen Çağaptay, “BAE, Fransa ve Mısır’ın desteklediği Hafter liderliğindeki güçlerin Traublusgarp’ı alması durumunda Türkiye, hem Kaddafi dönemine dayanan alacaklarını alamayacağını hem de ülkenin yeniden inşa dönemindeki ihalelerden dışlanacağını biliyor” diye konuştu.
Sonuç olarak,
Libya’da darbeci Hafter arkasında bu kadar destekçisi varken saldırgan tutumunda bir değişiklik olmayacağı söylenebilir. Uluslararası hukuk bağlamında maalesef kalıcı barış ve ateşkes sağlanamamıştır. Ayrıca Fransa’nın Türkiye’ye karşı tutumunun İngiltere ve Rusya tarafından nasıl dengelenebileceği tam netlik kazanmamıştır. Silahsızlanma ve petrol gelirlerinin adil bir şekilde dağıtımı konusu da cevapsız kalmıştır.
Bu kapsamda Ankara’nın müteakip stratejisinin “bekle gör” odaklı olmaktan ziyade, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Biz bu süreçte üzerimize düşeni yapmış olduk. Uymadıkları anda da gereğini yapacağız” ifadesiyle dile getirdiği gibi aktif ve her duruma hazırlıklı olunduğu açıktır denilebilir.
Asimetrik tehdit unsurları aşırı yayılma politikalarına devam edeceklerdir.
Artık ülkemiz, Milli stratejisini geliştirerek önce bulunduğu coğrafyada sonra dünya yüzeyinde tarafsızlık politikasından vazgeçmelidir. Aslında neyden taraf olduğunu iyice hissettirmelidir.
Teknoloji ilerledikçe soğuk savaşlarda artacaktır. Artık güç dengeleri uzun vadede değil kısa vadede değişecektir. Biz önümüzü görmeye daha kararlı oldukça onlar kendilerini titremekten alıkoyamayacaklardır.
Süleyman YILDIZ
Güvenlik Uzmanı
